lafımı kesip duruyordu, hele bi de lafını balla kesiyorum diyişi yok mu... bu beni öldürüyodu. "şu çeneni kapatta lafımı bitiriyim" dedim. "sen benle nasıl konuşuyosun?" diyecekti muhtemelen fakat bu sefer ben elimi masaya vurup lafını masaya şaplattığım tokadımla kestim. " şimdi ayağa kalkıp seni burda evire çevire dövmeye başlasam kim elimden alır?" dedim. tekrar zırvalamaya başladı,bu sefer masaya yumruk geldi. " sana bi soru sordum, cevap ver " dedim. zırvaladı, tekrar masaya vurdum." cevap ver ". beklemediği tepkiler silsilesine bir de bakışlarım eklenince daha önce hiç görmediğimiz bi yanımı görmüştük birlikte. benden beklenmiyecek hareketlerdi bunlar. tekrar sordum, " seni burada evire çevire dövsem elimden kim alır? " etrafına baktı. "muhtemelen yan masadaki çocuk" diye cevap verdi. evet dedim, muhtemelen o olur ilk müdahale eden ve sen de ilk fırsatta onunla yatarsın. bağırıp çağırmaya başladı, sadece sözde kalıcağımı sanıyodu. durdum, dinlemeyi bıraktım. derin bir nefes aldım. ensemi bi sıcaklama basmıştı, derin derin nefes almaya başladım istem dışı ve saçının kökünü sol elim ile tuttuğum gibi önce yukarı çektim ve hiç beklemeden bütün gücümle kafasını kafenin tahta güzel eskimsi havası verilmiş pembe-mavi-yeşil masaörtüsüne vurdum. basket topu gibi olmasada biraz sekti. zaman yavaşlamıştı, sağ elim de bütün o aldatmalarının öcünü aldı güzel bir yumrukla. ardından bir tokat. neye uğradığını şaşırmıştı.kendimi tutamıyordum, sanki onu öldürmek için saldırmıştım.tırnaklarım yüzünü çizmişti. yan masadaki çocuk kalkıp bizi ayırdı, daha doğrusu sarılıp beni ondan uzaklaştırdı.ağlıyordu, ağlaması artık beni üzmüyordu, ağladığında içim acımıyordu artık. bir adam, haksızlığının üzerine ağlayarak çıkabilirmi ? o çıkmıştı bir çok kez...
su çok güzel gelsene
4 Ekim 2013 Cuma
Sonsuz Aşk
Bembeyaz teni pürüzsüz gibiydi. Bazı yerlerinde kırışıklıklar vardı ama olsun, ben onu böyle sevmiştim. Bana bağlanması 2 sene önceydi sanırım, veya benim ona bağlanmam. İlk gördüğümde "bu ne ya, nesini seveyim bunun" diyordum, ama vakit ilerledikçe ve her gün onu çevremde görünce her denediğim şey gibi bir deneyelim dedim. İlkten bana zor gelmişti, bildiğin beni zorlamıştı, gerçekten çok zor birisiydi, ama anladığım kadarıyla beni bırakmaya niyeti yoktu ve ileride anlayacaktım ki benimde onu bırakmaya niyetim olmayacaktı.
Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalamış, zaman kavramının farkında değilmişim. Kocaman 2 sene geçmiş. Mutluluğumda üzüntümde beni hiç yalnız bırakmadı, belki arkadaşlarımdan bile yakındı bana, çünkü hep yanımdaydı. En çokta bana sarılmasını seviyordum, tüm vücudumu sardığını hissediyordum, aklımı ele geçirmişti, bana bunu hissettirmesine bayılıyordum. Bazen ona kızıyordum, hatta bu ilişkiyi bitirmeyi birkaç kez düşündüm, ama yapamadım, kendime itiraf edemesem de onu çok seviyordum.
İçi alev, gözleri duman gibiydi, her nefesimde onu hissediyor, onsuzluk bana imkansız gibi geliyordu. Kabul ediyorum, arada kaçamakta yaptım, mutluluğu başkalarında aradım, sonuçta erkeğim, ama onun gözü benden başkasını görmüyordu, sanki beni böyle kabullenmiş gibiydi, tüm hatalarımı görmezden geliyordu. Onun en sevdiğim yönüde buydu "sadakat". Sanırım sonunda onu bırakamayacağımı bende anladım, o beni bırakana kadar devam etmeye karar verdim, bakalım bu mutlu aşk ne zamana kadar sürecek sigara.
Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalamış, zaman kavramının farkında değilmişim. Kocaman 2 sene geçmiş. Mutluluğumda üzüntümde beni hiç yalnız bırakmadı, belki arkadaşlarımdan bile yakındı bana, çünkü hep yanımdaydı. En çokta bana sarılmasını seviyordum, tüm vücudumu sardığını hissediyordum, aklımı ele geçirmişti, bana bunu hissettirmesine bayılıyordum. Bazen ona kızıyordum, hatta bu ilişkiyi bitirmeyi birkaç kez düşündüm, ama yapamadım, kendime itiraf edemesem de onu çok seviyordum.
İçi alev, gözleri duman gibiydi, her nefesimde onu hissediyor, onsuzluk bana imkansız gibi geliyordu. Kabul ediyorum, arada kaçamakta yaptım, mutluluğu başkalarında aradım, sonuçta erkeğim, ama onun gözü benden başkasını görmüyordu, sanki beni böyle kabullenmiş gibiydi, tüm hatalarımı görmezden geliyordu. Onun en sevdiğim yönüde buydu "sadakat". Sanırım sonunda onu bırakamayacağımı bende anladım, o beni bırakana kadar devam etmeye karar verdim, bakalım bu mutlu aşk ne zamana kadar sürecek sigara.
3 Ekim 2013 Perşembe
Bir Ayrılık Hikayesi
sağ kolumdaki bileklik kopmuştu geçen gün,
bileğimden çıktı, karşımdaki bi şeyler anlatıyodu,
dinler gibi yaptım her zamanki gibi.
küçük bi ip parçası bi adama ne kadar koyabilir tahmin edemezsiniz.
kopmuştu, yaklaşık 2 yıldır bendeydi.
son iki yılımı geçirdiğim dostumdu,
yaşadıklarımızı düşündüm.
bi insan ile uzaklaştığınızda aklınıza hep
beraber geçirdiğiniz güzel anılar gelir.
geldi, oturdu. yabancılaşmıştık artık.
nası gidiyo dedim, aynı senin dedi.
anlatmaya değecek pek şeyler yapmıyorum şu sıralar.
hatırlamadığım bi şeyler söyledik karşılıklı.
sarılmak istermisin dedim?
hayır cevabı vurdu dalga kıranlara.
tam hatırlayamıyorum, bi sigara yakmıştım sanırım.
gidicekmisin dedi, evet cevabı geldi
sanki plastik değersiz dantelli masada duran çiçekler gibi.
gerçekten gidicekti, her anlamda.
ne demeliyim ? gitme mi demeliyim dedim cılız bi ses tonuyla.
gülümsedi. kalktı, kapıya doğru gitti.
gitme dedim net bir ses tonuyla.
karşımda durdu, eli kapıya gitmiyodu tıpkı benim gibi.
yolun yanlış tarafında gitmiştim hep, genelde ters yöne.
rüzgara karşı işemek gibi bi huyum vardır,
üstüm başım iyice pislendi artık,
elim bi kere kana bulanmıştı,aldatmanın tadını alınca bi kere,
öldürmenin tadını almış bi insan gibi oluyosunuz.
bir canın kaderi iki avucunuzda bitiveriyo.
yolun hep saçma tarafında yaşadım.
yoruldum artık, dinlenmeliyim sanırım.
uzun bi sarılmanın ardından gözlerimiz dolmuştu.
her ne kadar göstermesemde sert adamımdır,
elini çamura sokmaktan çekinmeyen,
gözlerinden yaş akmayanlardan.
kıramadım yine, akamadı göz yaşları.
kaşlarım çattı sadece.
biraz daha dursan?
gidicem biliyosun.
on dakika daha?
tamam...
balkondaki koltuğa oturduk, arkasından sarıldım sıkıca,
hiç bırakmiyacakmışçasına.
o an,gerçekten bırakmadım.
bırakamazdım,gidemezdi.
yanlış yoldan gittim hep biliyorum,
ama bu sefer farklı, bak gerçekten...
her şey güzel olucak, biliyosun seni seriyorum,
hep sevdim, sana herşeyimi açtım,
kafamdakileri bile.,
seni aldattım biliyorum ama bunu telafi edebilirim.
bak artık doktora da gidiyorum, her şey düzelicek,
düzenli bi hayat, düzenli bir ilişkimiz olucak.
seni hiç üzmiyeceğim bunu biliyorum, ilk defa kendimden bu kadar eminim.
diyemedim...
sarıldım sadece, anasının amı gibi yükselen ay dikkatimi aldı.
biraz sarıldık,sadece sarıldık.
peki gidince kime sarılıcaksın?
...
kime sarılıcaksın?
...
başkasına mı?
...
gitme...
...
doğruldu, elleriyle kollarımla oynadı,
yanağıma dokundu. gülümsedi,
beni hep asık suratlı mı hatırliyacaksın diyip
gülümsedi.
gözlerinin içine baktım,
seni seviyorum..
diyemedim.
diyemedim yani, bazen 70li yaşlarda olup
elimde poşet kafamda şapkamla bakkaldan evime doğru yürümek istiyorum.
ay ebesinin amı gibi yükseldi iyice.
dolunay var bugün.
sarıldık tekrar,
yoldan geçenleri izledim.
gözlerim doluyordu ki tekrar çalıştı kafamdaki ekip.
kaşlarım çatıldı. hiç susmiyacaksın dimi ?
ölene dek... senleyim ibne herif, beraberiz işte.
daha ne arıyosun, bak yoldan geçen götlere,
hepsi senin olabilir. git bi aynaya baksana?
kalktım,tuvalete gittim.
ellerimi yıkadım önce lavanta kokulu sıvı sabunla.
sonra aynaya baktım. kaşlarımı çattım.bayadır görmemiştim kendimi,
aynaya her dikkatli baktığımda başkası gibi gelir.
bak dostum, bu bedende yaşıyoruz. gözlerine bi bak.
kaşlarına bi bak. yaşlanıyoruz. nedir senin saçma sorunların?
sağa döndüm tekrar baktım, beğenemedim ve sola döndüm.
yine beğenemedim. yeni bi duruş lazım bize göt herif.
tam profil tam bize göre, dur bakiyim. evet,kaşları hafif çat.
sol kaşı hafif indir,dudaklarını çok az büz. tamamdır.
bak şimdi gözlerinin içine, bu bedende yaşıyoruz unutma sakın göt herif.
yanına döndüm ve tekrar sarıldık.
sana dolabımı gösteriyim mi? dedim.
olur dedi gülümsedi, ben gülümseyemedim.
küçük bi çocuğun oyuncaklarını göstermesi gibi dolabımı gösterdim.
bak burası gömleklerim ve pantolonlarım. üst tarafta var, oraya bavulumu koydum.
keşke hayatımı bi bavula sıkıştırabilsem, böylece denize atmak daha kolay olurdu.
burası çorap ve baksır,burası ıvır zıvır,bu çekmece de kirlilerim var.
güzel dedi, sonra leptabımın başına oturdum,yanıma oturdu, biraz sarıldı.
çektiğim bi kaç fotoğrafı gösterdim.
gidiyim artık,beni bekliyo dedi.
gitme, seni seviyorum bak düzeliyorum da artık ilaçlarımı da aldım,
diyemedim...
bi sigara yaktım, çoğaltmışsın dedi.
ikinci pakedimdi.
tekrar sarıldık, sonra yanaklarımı avuçlarıma aldım ve bir sağ bir de sol yanağından öptüm
ve sarıldım.
boynundan öptüm. kokladım.
insan gerçekten gitmesini istemediği insanları zor bulur bak gitme,
sen de seviyosun biliyorum
diyemedim...
yeter artık amk bu ne lan? salakmısın olum sen. senin kafan basmıyo mu?
demin ne dedim sana ? ulan salak, baktık ya aynaya ? hatırlamıyomusun?
hatırlamıyorum.
onu seviyorum, bunu hepimiz biliyo, senin saçmalıkların yüzünden
bu hale geldik, seni dinledim de noldu? boşaldıktan sonra noluyo ?
sen kendin söyledin, soyunduktan sonra her göt aynıdır diye,
kadınımızı çıplak sevmeyiz dedin, nereye kadar lan sikiş sokuş?
ulan göt herif, sokağa baktık ya, bi ton karı var mal !
bak dostum, nereye kadar?
lan göt, git bi okula başla, görüceksin neler gelicek.
tarihte bi çok kez buna birlikte şahit olduk,
değişmezsin.. bi çok kez denedin ve her seferinde
eline yüzüne bulaştın. artık birlikte olduğumuzu kabul etme zamanın gelmedi mi?
bi sen varsın bi ben bi kaç tane de arkadaşımız.
tekrar kapının önündeydik, ayakkabılarını giydi,
sarıldık... kendine iyi bak olur mu? iyi olucaksın dedi.
kendine iyi bak olur mu?
olmaz.
göz yaşlarını sildi.
bak göt herif, biz bu değiliz. bitmiş artık bak gidiyo, anla artık bir ben ve bir sen.
bırak bi süre bana herşeyi, arkana yaslan ve izle.
git artık.
kapıyı açtım, arkasına bakmadan gitti.
gitme...
dedim...
gitti...
gitme demiştim ama.. dedim yani.
sonunda amk, bak göt herif, görüceksin.
ben halledicem herşeyi.
biraz daha sert bak ve unutma, bu senin yüzün.
soldaki göz sen, sağdaki benim.
evet,güzel...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

